Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), nefret suçunu şöyle tanımlamaktadır: Mağdurun, mülkün ya da işlenen bir suçun hedefinin, ırk, ulusal ya da etnik köken, dil, renk, din cinsiyet, yaş, zihinsel ya da fiziksel engellilik, cinsel yönelim veya diğer benzer faktörlere dayalı olarak benzer özellikler taşıyan bir grupla gerçek ya da öyle algılanan bağı, bağlılığı, aidiyeti, desteği ya da üyeliği nedeniyle seçildiği, kişilere veya mala karşı suçları da kapsayacak şekilde işlenen her türlü suçtur.
*Ajanda 2011 Irkçılığa, Ayrımcılığa ve Nefret Suçlarına Karşı
Açıklama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Açıklama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Ekim 2017 Çarşamba
31 Mayıs 2015 Pazar
241
Sıkıntı, siyasal olarak yıkıcı olma potansiyelini barındırır içinde. Sürekli koşturursak içinde yaşadığımız toplum hakkında düşünmeye vakit bulamayız. Yeni dünyanın yeni formülü budur.
*Olmayan Kelimeler - Metis Ajanda 2012
*Olmayan Kelimeler - Metis Ajanda 2012
14 Ekim 2013 Pazartesi
188
Tekerrür takıntısı; bilinçaltından kaynaklanan engel olunamaz bir süreçtir. Davranışlarının sonucu olarak özne kendisini bile bile üzücü durumlara düşürür ve böylece eski bir deneyimi tekrarlar ama kendisi bu prototipin farkında değildir. Aksine durumun bütünüyle o anın koşulları nedeniyle oluştuğuna var gücüyle inanır.
*Aşk Üzerine - Alain de Botton
*Aşk Üzerine - Alain de Botton
13 Ekim 2013 Pazar
161
'Barbar' Yunanca'da yabancılar için kullanılan bir kelimeydi. Yunanlı olmayan herkes; Persler ve Asyalılar barbardı. Bu kelime Avrupalılar tarafından benimsenip Avrupalı olmayanlar için kötü anlamda kullanılmaya başlandı.
*Serenad - Zülfü Livaneli
*Serenad - Zülfü Livaneli
26 Ocak 2013 Cumartesi
156
"Güç, istediğini alabilmek için diğerini etkilemek demektir. Bunu üç şekilde yapabilirsiniz. Birincisi sopa metodudur. İnsanları tehdit edersiniz. Öbürü havuç metodudur. İnsanları ödeme yaparak etkilersiniz. Veya insanları sizin istediğinizi istemeleri için ikna edersiniz. İşte onları ikna ederek, çekim merkezi oluşturarak istediğiniz noktaya getirmeye "yumuşak güç" denir." (Joseph Nye Milli İstihbarat Uzmanı)
*Kaçın Demokrasi Geliyor - Banu Avar
*Kaçın Demokrasi Geliyor - Banu Avar
12 Ocak 2012 Perşembe
132
Tarihin içinde mevcut sosyopolitik durumun tam bir kopyasını bulmak neredeyse imkansızdır. Tarih kendisini tekrar etmemektedir. Heraklitos 'aynı nehirde iki kere yıkanılmaz' derken aklında aslında bu düşünceler yer almaktaydı.
*Aristoteles ile Bir Karıncayiyen Washington'a Gider... - Daniel Klein & Thomas Cathcatt
129
İstatistik, farklı uzmanların, aynı rakamlardan, farklı sonuçlara varabilmelerini sağlayan tek bilimdir.
(Evan Esar)
*Aristoteles ile Bir Karıncayiyen Washington'a Gider... - Daniel Klein & Thomas Cathcatt
22 Haziran 2011 Çarşamba
113
Dünyaca ünlü AP (Associated Press), UPI (United Press International), AFP (Agence France Presse) ve Reuter insanlara hangi olayın ne kadar ve nasıl duyurulacağına karar verirken; azgelişmiş ülke halklarının kapitalist sistem dışındaki ülkelerle ilişkileri önlenmekte; sorunları ve gelişmeleri batının gözüyle görmeleri, dünyayı öylece algılamaları sağlanmaktadır. Tüm dünyaya gönderilen televizyon dizileri, film ve reklam mesajlarıyla "bireycilik, refah, girişim özgürlüğü" gibi ilkeler insanların beyinlerine yerleştirilmekte, sömürünün karşısındaki tüm entellektüel engeller kaldırılmakta ve insanların bilinçlenmeleri önlenmektedir.
*Uluslararası Haberleşme ve Azgelişmiş Ülkeler - Zafer Özcan
112
Dünya kamuoyu gelişmiş ülkelerin sorunlarıyla ilgilenmekte, azgelişmiş ülkelerin sesi ise ancak olağanüstü bir olay olduğu zaman duyulabilmekte ve bu haberler de yine batı kaynaklı olmaktadır.
*Uluslararası Haberleşme ve Azgelişmiş Ülkeler - Zafer Özcan
110
Örneğin bu kitapta 'azgelişmişlik' kavramı doğrudan 'bağımlılık' kavramını ölçüt olarak kullanmış ve bu doğrultuda tanımlanmış. Dolayısıyla bir ülke ne kadar bağımlıysa o ölçüde azgelişmiştir demek en doğrusu.
*Uluslararası Haberleşme ve Azgelişmiş Ülkeler - Zafer Özcan
106
Freud'a göre 'eros ilkesi' insanın temel güdüsü. Yani yaşamı, aşkı, hazzı ver üreticiliği azamileştirme güdüsü. Bir de bunun tam zıttı olan 'todtriebe' vardır, buna ise ölüm güdüsü denir. İnsanlar bu güdüyü içe veya dışa dönük yaşarlar. Şiddetli biçimde içe dönük yaşanmasının sonucu mazoşizm ve intihar gibi vakalarla sonuçlanırken dışa çevrildiği dönemlerde ise cinayetler, savaşlar veya türlü yıkımlar yaşanır. Terapinin amacı eros ile todtriebe güdülerini uyumlu hale getirmektir.
*Nietzsche Öldü! Bir Hipopotam Olarak Yeniden Doğdu... - Thomas Cathert & Daniel Klein
100
Ebediyet sonu gelmeyen bir zaman süresi olarak değil de zamansızlık olarak tanımlanırsa ebediyet 'şimdi'de yaşayanlara air olur. Yani zamansızlık, zaman boyutunun dışında olduğu için içinde bulunduğumuz şimdi zamansızdır ve zamanın bir parçası değildir. (Wittgenstein)
*Nietzsche Öldü! Bir Hipopotam Olarak Yeniden Doğdu... - Thomas Cathert & Daniel Klein
98
Aristoteles de ruhu üçe ayırıyor. Hayvan ve bitkilerle paylaşılan mekanik ve kimyasal değişimlere yol açan bitkisel ruh. Sadece hayvanlarla paylaştığımız duyusal, yaşantıları ve hareketi sağlayan hayvansal ruh. Hiçbir hayvan ve bitki ile paylaşmadığımız akıl. Bundan sonra aklı da ikiye ayırmış. Edilgen akıl yani algı ve faal akıl yani düşünmeye ve tasarlamaya yarayan kısım.
Platon ruhu akıl, irade ve iştah olarak üçe ayırıyor.
*Nietzsche Öldü! Bir Hipopotam Olarak Yeniden Doğdu... - Thomas Cathert & Daniel Klein
97
Ruhun Platon ve Aristo tarafından belirlenmiş pek çok işlevi bugün zihnin işlevleri arasında tanımlanıyor. Hareket yeteneği, bilme, arzulama, algılama vs. Zaten yunanlıların ruhu ifade etmek için kullandığı psyche (psişe)yi biz bugün zihin anlamında kullanıyoruz. Peki ruh=zihin=beyin ise bu durumda beyin öldüğünde ruh da ölmüş olmuyor mu? Sanki bu denklemde zihin mekanikken ruh daha duygusal yapıda...
*Nietzsche Öldü! Bir Hipopotam Olarak Yeniden Doğdu... - Thomas Cathert & Daniel Klein
94
Sokrat'a göre ruh ölümsüzdür. Ruh ölümsüzse bu dünyaya gelmeden öncesiyle ilgili neden bir hatıramız yok? Yani dünya sonrası bilinç nasıl olacak? Dünyadaki biliçlilik halini hatırlamayacak mıyız? Hatırlamayacaksak ölümsüzlüğün ne anlamı var? Devamlılık olamaycaksa şimdi veya o zamanı neden umursayayım?
*Nietzsche Öldü! Bir Hipopotam Olarak Yeniden Doğdu... - Thomas Cathert & Daniel Klein
91
Eski stoacılar yaşamın amacının mutluluk, kendini geliştirmek veya doğayla uyum içinde yaşamak olduğunu söylüyorlardı. Cicero bu konuyla ilgili şunu söylüyor "Bir insanın durumunda doğaya uygun şeyler ağır basıyorsa o insanın yaşamda kalması uygundur, ama sahip olduğu şeyler veya durumunun çoğunlukla doğaya aykırı olduğu görünüyorsa onun yaşamdan ayrılması uygundur."
*Nietzsche Öldü! Bir Hipopotam Olarak Yeniden Doğdu... - Thomas Cathert & Daniel Klein
88
Filozof karanlık bir odada, olmayan bir kara kediyi arayan kör bir adamdır; teolog ise onu bulan adam. - H. L. Mencken
*Ajanda 2010 İllallah
78
Felsefe asla cevaplanamayan sorulardan ibarettir, din ise asla sorgulanamayan cevaplardan.
*Ajanda 2010 İllallah
76
İman: Eşi görülmemiş şeyler hakkında, hiçbir bilgisi olmadan konuşan biri tarafından söylenen şeylere, hiçbir kanıt olmadan duyulan inanç.
Dua: Değersizliğini bizzat kendisi itiraf eden tek bir ricacı uğruna evrenin yasalarının hükümsüz kılınmasını istemek.
Din: Umut ile Korku'nun, Cehalet'e Bilinmez'in doğasını açıklayan evladı.
Putperest: Görüp dokunabildiği bir şeye tapınma ahmaklığını gösteren cahil yaratık.
İmansızlık: Benim tanrıma gösterdiğin saygısızlık.
Din adamı: Kendi dünyevi durumunu iyileştirmek amacıyla bizim uhrevi meselelerimizin idaresini üstlenen kişi.
Aziz: Ölmüş bir günahkarın yeniden gözden geçirilip düzenlenmiş hali. - Ambrose Bierce
*Ajanda 2010 İllallah
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)