Yaşam-Toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşam-Toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2011 Cumartesi

23

Hamalsan iki şey önemli oluyor senin için: Yük ve yol...

Ancak sırtına aldığın yükle bu mesafeyi aşabilirsen, ücret mevzu bahis oluyor. Aksi olursa, cereme çekiyorsun!

Bunu düşünüyordum. Yanımdaki hamalla yola çıktık. İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği... Diyordum ki içimden "Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!.."
Nitekim, çok geçmeden dedi ki: "Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!. .."Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim! "Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü. Salarken yükünün ipini "Sen de dinlen hadi" dedi. Benim canım sıkılmıştı bu işe. Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum. O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum. Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında...
"Yükünü indirip sen de dinlen", demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım... Sonra yine durdu. Bana da "dinlenmemi" söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım saat sonra "dinlenelim mi" diye sordu, aksi aksi başımı salladım... Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü.Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı. Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim.
Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım... Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek; "Hadi kalk, dedi. Bana yaslan. Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz." Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana.
"Ben yılların hamalıyım, dedi. Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda... Yolda gördüğümüz saçılmış kuru kemiklerin çoğu, anlattığım bu insanlara ait... Halbuki bir yükü "taşımak" bizim işimiz, "altında ezilmek" değil! Unutma ki bir yük taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun! Belki günün birinde hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem. Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma... Akşamları bırak ve hafifle. Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü. Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil. Çünkü, yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler var. Gerçek şu ki, hepimiz şu hayatın hamallarıyız...

20 Mayıs 2011 Cuma

20

Herkesin üstünlük için çaba harcaması gerekir. Başaramazsa hiç olmazsa büyük bir cesaretle girişip de başaramamış olur ve onun yeri asla, zaferi de yenilgiyi de bilmeyen soğuk ve korkak insanların yanı olmaz. (Theodor Roosevelt)

*Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı - Alain de Botton

17

Bilim öncesi çağ, ne denli kusurları varsa da, yaşayanlarına hiç olmazsa, insan yapımı her türlü başarının evrenin manzarası yanında önemsiz kalacağını bilmekten kaynaklanan bir iç huzuru vermişti. Zımbırtılarımızla daha çok mutlu, ama genel halimiz konusunda daha az mütevazi olan bizler, zeki, mükemmel, kocaman gözlüklü ve ahlaken sorunlu insan kardeşlerimizden daha baskın bir yücelik kaynağından yoksun olmamızdan kaynaklanan kıskançlık, endişe ve kibir duygularıyla boğuşmaya terk edilmişiz.

*Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı - Alain de Botton

16

Ne istediğimizi bilmemiz normal değildir. Çok ender ve zor bir psikolojik başarıdır bu. (Abraham Maslow)

*Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı - Alain de Botton

14

Ne şaşırtıcı bir uygarlık bu. Haddinden fazla zengin, ama servetini daha ziyade, şaşırtıcı derecede küçük ve pek anlamlı olmayan bazı şeylerin satışından edinen, parayı yatırmaya değer amaçlarla, kuşaklarının çoğunlukla ahlaken saçma ve yıkıcı mekanizmalarının arasında bocalayan ve bilinçli bir şekilde karar vermekten aciz bir uygarlık.

*Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı - Alain de Botton

19 Mayıs 2011 Perşembe

12

Bir toplum ancak, üyeleri genel bilgiyi yitirip de, dar bir şekilde sınırlandırılmış alanlarda kişisel beceriler geliştirdikleri ölçüde refaha kavuşabilir. (Vilfredo Pareto)

*Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı - Alain de Botton

11

Binlerce yıllık çabadan sonra biz, en azından sanayileşmiş dünyada, kendini bir sonraki yemeğini sağlamak için endişeli bir arayıştan kurtarmış tek hayvanız. Ama yine de bizim, şarap denizleri ve ekmek dağlarıyla bu bolluk dönemimizin pek de, Ortaçağın kıtlıklarla geçen yıllarında yaşamış atalarımızın düşlediği gibi şen ve mutlu bir yer olmadığı ortaya çıktı.

*Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı - Alain de Botton

10

Atalarımız yaz sonunda bazen, bir çalının altında avuçlar dolusu çilek bulunca bunu, yaratıcı Tanrı'nın hiç beklenmedik bir lütfu olarak görüp memnun olurlardı, ama biz modernleşince, yukarıdan ara sıra gelecek armağanları bırakıp, hemen ve her seferinde elde edilebilecek memnuniyet duygusunu yaratmaya kalktık.

-Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı - Alain de Botton

9

İki yüzyıl önce dedelerimiz, yedikleri ve sahip oldukları sınırlı sayıda şeylerin hemen hemen her birinin tarihini ve kökenini, ayrıca bunların üretimi ile ilgili kişileri ve aletleri tam olarak bilirlerdi. Domuzu, marangozu, dokumacıyı, dokuma tezgahını ve sütçü kızı tanırlardı. O günlerden bu güne, satın alınabilecek mal sayısı geometrik bir şekilde artmışsa da, bu malların yaratılışı hakkındaki bilgimiz hemen hemen belirsizlik düzeyine dek azaldı. Biz şimdi mallarımıza pratikçe ulaştıkça, onların üretim ve dağıtımından düşünsel olarak koptuk; bizi hayret etme, minnettarlık duyma ve suç işleme yolunda sayısız fırsattan yoksun bırakan bir yabancılaşma sürecidir bu.

*Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı - Alan de Botton